Elektrikli traktörlerin tarihsel gelişimi ve kilometre taşları

Uzun yıllardır profi Traktör Türkiye’de köşe yazarlığı yapan ve kaleme aldığı yazılarıyla sektörü bilgilendiren TARMAKBİR Genel Sekreteri M. Selami İleri, bu sayıdaki köşesinde “Elektrikli traktörlerin tarihsel gelişimi ve kilometre taşları” konusunu derinlemesine inceledi.  Selami İleri’nin elektrikli traktörle ilgili kaleme aldığı yazısı sizlerle paylaşıyoruz.

Yerli elektrikli traktörlerin gelişimi ve seri üretime geçme konusu, uzun bir dönemdir kamuoyunu meşgul ediyor. Kuşkusuz elektrikli traktörler konusunda ilk çalışmayı biz yapmıyoruz. Bu konuda Çin’den İsviçre’ye, Kanada’dan Hindistan’a kadar çeşitli ülkelerde çalışmalar mevcut. Bununla birlikte işin ticarileşmesi konusunda henüz istatistiklere konu olacak, elle tutulur bir gelişme söz konusu değil. Ticarileşme kısmında Çin başı çekiyor olsa da orada bile bu konudaki araştırma geliştirme çalışmaları devam ediyor diyebiliriz. Elektrikli traktörler kuşkusuz şimdinin olmasa da yakın geleceğin önemli bir konusu olacak. Birleşik Krallık Ulusal Çiftçi Birliği (NFU), 2020 yılından itibaren elektrikli traktörlerin sahada yaygınlaşacağını açıklamış olmakla birlikte, pazarda en azından 2030 yılına kadar ciddi bir dönüşüm olması beklenmiyor. Ama şurası kesin ki çiftçilik, otomobil endüstrisinde şu anda yaşanan trendi takip edecek.

Tarımda verim ve kalitenin sürdürülebilirliği açısından kritik bir öneme haiz olan tarımsal mekanizasyon uygulamaları artık bir koluyla elektrikli araçlar, diğer koluyla robotik uygulamaları ve yapay zekaya kadar dayanmış olsa da tabii bir de bu işin yaşanmış bir tarihsel bir gelişimi var. Ve bu tarihsel gelişimi anlamak için 1800’lü yılların başına gitmemiz gerekiyor. Buhar makinelerinin ilk kez 1812 yılında yani ürünün icadından yaklaşık 50 sene sonra tarımda da kullanılmaya başlaması yeni bir dönemin de başlangıcı oldu. Bu ilk makineler kendi yürür olmadıkları için at ve öküzlerin kullanımıyla bir yerden başka bir yere taşınabilmiş olsa da yaklaşık 1850’den itibaren kendi yürür versiyonları, sanayileşmiş ülkelerde popüler bir hale geldi. Tabii o dönemler için çığır açan bu araçlar da bir zaman sonra gözden düşmek zorunda kaldı. Tarımsal mekanizasyonda dönemin öncü ülkesi Birleşik Krallık, buhar gücüne odaklanırken, ABD benzin motorlu traktörlere yöneldi ve 1892 yılında John Froelich ilk benzinli traktörü icat etti. Bu arada ilginç biçimde hemen hemen aynı yıllarda, elektrik enerjisinin tarımda kullanılması kapsamındaki çalışmalar da başladı. Ama traktörlerin aksine tarım makinelerinde enerji kaynağı olarak elektriğin kullanıldığı ilk araç, kendinden hareketli bir pulluk oldu. 10 ve 16 beygir gücüne sahip bu iki pulluk, 1894 yılında Almanya’daki Zimmermann şirketi tarafından üretildi. 16 bg’lik pulluk, elektriğini ana şebekeden kablo vasıtasıyla almış olmakla birlikte, 10hp’lik versiyonda buharla çalışan bir jeneratör pulluğa akuple edilmişti.

1895 yılında ise Felix Prat isimli Fransız bir çiftçi, çiftliğindeki bir su değirmeninden elde ettiği elektriği, el yapımı bir traktöre tarla ortamında kablolarla iletti. Bu konuda küçük ölçekli de olsa ilk ticari başarı ise 1900’lü yılların hemen başında yılında Almanya’da Brutschke marka elektrikli traktörlerle elde edildi. Bir şeker fabrikasının çevresindeki tarlalarda çalışan traktörler, tarla ortamında ihtiyaç duyduğu enerjiyi fabrikanın pancar sezonu dışında boşta kalan jeneratöründen kablolar vasıtasıyla temin etti. Elektrikli traktörlerde bu öncülerin karşılaştığı en büyük sorunlardan birisi, 400-500 metreyi bulan güç besleme kablosunun yarattığı sorunlar oldu. Bu yüzden sonraki araştırmalar, kendi elektriğini üreten veya taşıyan, böylece bir besleme kablosu ihtiyacını ortadan kaldıran traktörler üzerine yoğunlaştı.

Bir yakıt hücresinden elektrikle çalışan ilk araçsa, 1950’lerde Allis-Chalmers şirketi tarafından geliştirilen deneysel bir traktör oldu. Proje, ticari açıdan başarısızlıkla sonuçlanmış olmakla birlikte bu fikir, içten yanmalı motorlara çevre dostu bir alternatif yaratma çalışmaları kapsamında neredeyse 50 yıl sonra yeniden gündeme geldi. Bu çalışma kapsamında hidrojen ve oksijen arasındaki bir reaksiyondan elektrik üreten yakıt hücreleriyle çalışan bir deneysel traktör 2009 yılında sergilendi.

1983 yılında ABD’de South Dakota Eyalet Üniversitesi’ndeki ziraat mühendisleri, iki motora güç sağlayan 43.5kWh’lık iki adet 32 ​​hücreli akü bloğu kullanan Choremaster traktör projesi üzerinde çalışmaya başladı. O dönemki batarya teknolojisinin sınırları nedeniyle, Choremaster temel olarak şarj istasyonuna kolayca erişilebilen bir bahçe traktörü olarak tasarlanmıştı. Yaklaşık iki ton ağırlığında olan piller, sekiz saatlik bir şarj süresinin ardından yaklaşık altı saatlik bir çalışma süresi sağladılar.

Elektrikli traktörlerin tarihsel gelişiminde son kilometre taşı ise şarj edilebilir pillerin ticari anlamdaki kullanımı oldu. Hindistan ve Almanya’da başlayan çalışmalar şu anda Türkiye dahil birçok ülkede bir dizi araştırma projesiyle ve kısıtlı da olsa ticarileşmiş ürünlerle birlikte devam ediyor.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

three × five =

scroll to top