Mutlu Doğru: “Ortak kullanım yaygınlaştırılmalı”

Bölünmüş tarım işletmelerinden dolayı Türkiye’de atıl traktör ve ekipman parkının oluştuğuna dikkat çeken Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, “Komşu çift çeker traktör aldı, ben de alacağım anlayışı ortadan kalkmalı. Atıl parkların önüne geçmek ve verimliliği artırmak için ortak makine kullanımı yaygınlaştırılmalı” dedi.

Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, tarımda mekanizasyon kullanımı, çiftçilerin traktör tercihleri, pandemi sürecinde yaşanan gelişmeler ve Çukurova Bölgesi’ndeki tarımsal üretimle ilgili Profi Traktör Türkiye’ye önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye’de işletme başına 56 dekarlık toprak düştüğünü ifade eden Mutlu Doğru, 56 dekar için de her çiftçinin bir traktöre, mibzere, gübre dağıtma aracına ve römorka ihtiyacı olduğunu söyledi ve şunları ekledi: “Türkiye’de işletme başına düşen 56 dekarlık alan Avrupa, Amerika ve diğer gelişmiş ülkeler ile kıyaslandığında oldukça küçük kalıyor. Tabi, bu alanlar için her çiftçiye bir traktör ve tarım makinesi gerekiyor. Şu anda bu bölünmüşlüklerden dolayı Türkiye; alet, ekipman ve makine çöplüğüne dönmüş durumda. Bu durumun önüne geçmek için tek çözüm var.  O da ortak makine kullanımı. Çiftçilerimizin traktör ve tarım makineleri ihtiyacını ortak kullanıma döndürebilirsek ya da bu işleri taşoren firmalara verebilirsek hem yüksek teknolojiyi çok rahat bir şekilde kullanıp hem de Türkiye’yi makine çöplüğü olmaktan kurtarabiliriz.”

Ortak traktör ve ekipman kullanımı

Ortak makine kullanımının önünü açmak için Adana Çiftçiler Birliği olarak bir takım çalışmalarda bulunduklarına değinen Doğru, “Adana Çiftçiler Birliği olarak son teknolojik makineleri kullanan tarımsal müteahhitlik firmalarını desteklemek, yeni müteahhitlik firmalarının açılarak 5 yıl vergisinden muaf tutulmasını ve Ziraat Bankası’nın ucuz kredisi ile en yüksek teknolojiye sahip traktör ve tarım makineleri alması için önünü açmak istedik. Bu firmalarında çiftçilerin ihtiyaçları doğrultusunda hizmet etmesini planladık. Bugün tüm Türkiye’de buğday ekiliyor ama buğday eken çiftçinin hiç birinde biçerdöver yok. Adana’da veya Urfa’da pamuk ekiliyor ama pamuk eken çiftçilerin tümünde pamuk toplama makinesi bulunmuyor. Pamuk veya buğday üreticileri, taşeron firmayı arıyor, o firma da gelip pamuğu veya buğdayı biçiyor. Bu şekilde çiftçi büyük yatırımlar yapmayarak kiralama veya ortak kullanım ile tarlasında yüksek teknolojili makineleri kullanmış oluyor. Teknolojiden söz konusu açılmışken Adana’da önceden mısır ve pamuk ekiminde hat çeken muavin yani traktör kullanan kişiler aranırdı. Onların görevi sadece mısırda hattı çekmekti. Ama şu anda GPS sistemleri var. Artık bu kişileri arayıp bulmak yerine GPS’i aldığınız ve traktörünüze taktığınız zaman sadece direksiyonu tutarak dümdüz mısır, pamuk ve ayçiçeği gibi ürünlerinizi düz bir satıhta ekebiliyorsunuz. Bu şekilde yaptığınız ekim tabi ki gübreleme, sulama ve hasatta çiftçilere bazı kolaylık getirerek verim olarak geri döneceğinden dolayı teknoloji kullanımını tarıma daha çok sokmak gerekiyor” dedi.

İhtiyaç fazlası traktör…

Her bölgede olduğu gibi Adana’da da ihtiyacı dışında traktör yatırımında bulunan çiftçilerin bulunduğu ifade eden Mutlu Doğru, “Komşu 100 beygir traktör alınca benim traktörüm de 120 beygir ve daha üst model olsun” diyen çiftçilerimiz var. Bunun yanı sıra arada çok fark yoksa kendi ihtiyacının biraz üstünde traktör alarak ilerde tarım makinelerini büyütürüm düşüncesiyle büyük traktörlere yönelenler ve pazarlama olarak yanlış yönlendirip yüksek beygirli traktör yatırımında bulunan çiftçilerimizi görüyoruz. Bizim bölgemizde 50 dönüm tarlası olan çiftçiler bulunuyor. Bu çiftçilerin her birinde aynı traktör ve aynı tarım makineleri mevcut. Halbuki en son teknolojiye sahip makineden bir tane alınsa ve ortaklaşa kullanılsa çok daha fazla faydalı olacak. Ortak kullanımı maalesef çiftçiler olarak kabul etmiyoruz” diye konuştu.

Traktör ve ekipman tercihi

Traktöre göre mi ekipman? yoksa ekipmana göre mi traktör? ikilemi arasında kalan çiftçiler için konuya açıklık getiren Doğru, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Tabi ki traktöre göre ekipman almak gerekir. Hangi traktörünüz varsa ona göre ekipmanı dizmeniz lazım. Tarlanızın genişliği, sürüm alanı ve ürettiğiniz ürüne göre traktör ve ekipmanınızı seçmelisiniz. Bu işte en önemli husus ne kadar sürede neyi ekeceğinize bağlıdır. Ne kadar sürede ekip, hasat edeceğiniz ve ne kadar alanı ilaçlayacağınızı iyi hesap ederek traktör seçip, arkasına göre de alet ekipmanı dizerek makine parkını oluşturmak en doğru yatırım olacaktır.”

Mekanizasyonun verime katkısı

Mekanizasyonun tarımsal üretimdeki önemine de değinen Doğru, “İşini tamamıyla elle yapan bir çiftçi ile mekanizasyonu kullanan çiftçi arasında verimlilik yüzde yüz fark eder” dedi ve şunları ekledi: “Modern teknolojiyi kullanmak, makine parkurunu modernleştirmek her zaman için iyidir ama bu arada son yıllarda çok fazla teknolojiyle ilgili yenilikler çıkartıp, tarım yenilikmiş gibi sunan firmalarda çıkmaya başladı. Çiftçilerimizin buna karşı da dikkat etmesi gerekiyor. Her çıkan yenilik çiftçilerimize verim olarak dönmeyecektir. Bunun hesabını da çok iyi yapmak lazım. Teknolojiyi kullanmak verimi artırmalı, iş gücünden tasarruf ettirmeli. Biz zamana karşı yarışan insanlarız çünkü ekeceğimiz ve hasat yapacağımız bir dönem var. Bu zamanı kaçırmamak için yarışıyoruz. O zamanı kaçırmamak açısından da hızla işimizi yapacağımız teknolojik alet ve ekipmanı kullanmamız gerekiyor. Bunların hepsini hesap edip çiftçilerimizin karar vermesi lazım.”

“Tarım stratejik öneme sahip”

Tarımın stratejik bir öneme sahip olduğunu kaydeden Çiftçiler Birliği Başkanı Doğru, pandemi sürecinde tüm dünyada gıda ve tarımın değerinin anlaşıldığını söyledi ve ekledi: “Yıllardır tarım çok önemli ve stratejik bir sektör söyleniyor. Fakat, başımıza kötü bir olay gelmedikten sonra tarımın stratejik önemini nedense çok iyi anlayamıyoruz. Ya bir kuraklık gelecek ya da açlık tehlikesi veya bu geçirdiğimiz süreçteki gibi covid-19 salgınını göreceğiz ki tarımın ne kadar önemli olduğunu anlayabilelim. Covid-19 sürecinde Türkiye’de ve diğer ülkelerde de insanların ilk aklına gelen şey gıda ürünleri oldu. Hiç kimse araba veya herhangi bir elektronik eşya alayım demedi ve gıdaya koştu. Çünkü insanların hayatını devam ettirmesi için beslenmesi lazım. Tarım; önemlidir, stratejiktir ve karşılıksız desteklenmek durumundadır diye söylememizin nedeni buydu. Bir gün gelir paranız olsa dahi satın almak için tarım ürünü bulamazsınız. Bu nedenle tarım desteklenmelidir diyorduk. Bu süreçte de haklı çıktık.”

Çukurova analizi

Son olarak Çukurova’daki tarımsal üretim ve bölge çiftçisi hakkında da bilgi veren Doğru, bölgedeki işleyişi şu sözlerle anlattı: “70’li yıllara kadar Çukurova denilince akla beyaz altın ovası gelirdi. Fakat 70’li yıllardan sonra hem beyaz sineğin girmesi hem de uluslararası rekabete çiftçilerin açık olmaması nedeniyle çiftçilerimiz yavaş yavaş pamuktan vazgeçerek tarla tarımına yöneldi. İlk başlarda mısır eken çiftçilerimiz, 80’li yıllarda soya, sebze ve meyveye yöneldi. Yine 80’li yılların başında bölgede narenciye üretimi arttı. Tarıma başladığım yıllarda Türkiye’nin 2,5 milyon ton narenciye üretimi ve 500 bin tonda narenciye ihracatı vardı. Şu anda 5 milyon tona yakın narenciye üretiyoruz ve bunun 1 milyon tonuna yakınını ihraç ediyoruz. Narenciye çiftçisi ayrıca bölgemizde biraz daha dünyayı, modern teknolojiyi ve yenilikleri takip eden bir yapısı var. Bu çiftçilerimiz, dünyadaki gelişmeleri takip ederek dünyanın neresinde verimli fidan varsa bugün o fidanları Çukurova’ya getirtip denemelerini yaptırıp, ekimini gerçekleştiriyoruz. Narenciyede damlama sulama, dona karşı rüzgar pervanesi gibi yüksek teknolojileri de üreticilerimiz kullanıyor.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

four × four =

scroll to top