Pamuk sezonu “John Deere” ile güvende

Manisa Akhisar’da pamuk üretimi gerçekleştiren ve 15 bin ton kapasiteli modern bir çırçır fabrikasına sahip olan Karabulut Pamuk ve Çırçır İşletmesi, bölgedeki pamuk sektörünü ayakta tutuyor. İşletme, pamuk ekimi öncesinde toprak hazırlama ve işlemede John Deere’ın traktörlerini, hasatta ise pamuk toplama makinelerini kullanıyor. Tüm sezon boyunca tarım makineleri devi ile çalışan işletme, markanın gücüne, kalitesine ve sağlamlığına güveniyor.

Manisa Akhisar’da yaklaşık 700 dönümlük bir araziye sahip olan Karabulut Pamuk ve Çırçır, arazisinin 400 dönümünde pamuk, 300 dönümünde ise üzüm yetiştiriyor. Aynı zamanda bünyesinde bulundurduğu çırçır fabrikasında da yıllık ortalama 15 bin ton pamuk işleyen Karabulut Pamuk ve Çırçır, bölgede pamukçuluğun gelişimine büyük katkı sunuyor. Pamuk üretiminde ve işlemesinde bölgenin önemli işletmesi arasında yer alan Karabulut Pamuk ve Çırçır’ın pamuk hasadı boyunca tüm traktör ve makine ihtiyacını John Deere markası karşılıyor. John Deere’ın traktörler ve pamuk toplama makinesi ile arazilerindeki verimliliği artıran işletme, bölgedeki tarım mekanizasyonun gelişimine öncülük yapıyor. Profi Traktör Türkiye olarak işletmenin yöneticiliğini üstlenen ve aynı zamanda Akhisar Belediyespor Başkanlığını da yürüten Fatih Karabulut ile bir araya gelerek Türkiye’deki pamukçuluğu ve John Deere markasını konuştuk.

Pamuk üretimi, işleme ve hayvancılık

1997 yılında Akhisar’ın Sazoba Köyü’nde 2 bin metrekarelik kapalı alana sahip çırçır fabrikası ile pamukçuluk sektörüne giriş yaptıklarını ifade eden İşletme Yöneticisi Fatih Karabulut, hiçbir zaman pamukçuluğu bırakmadıklarını, zamana ve koşullara göre işlerini sürekli geliştirdiklerini, bugün 20 bin metrekare kapalı alana sahip olan fabrikalarıyla bölgedeki pamukçuluğu ayakta tuttuklarını söyledi. Pamuk üretimi ve işlemenin yanı sıra tarım, hayvancılık, akaryakıt, yapı market, gıda, gayrimenkul yatırımı ve otopark işletmeciliği sektöründe de yer aldıklarına değinen Fatih Karabulut, tarım ve hayvancılık faaliyetleriyle ilgili şunları söyledi: “300 büyükbaş hayvanın bulunduğu modern bir çiftliğe sahibiz. Tesisimizde süt üretimine ağırlık veriyoruz ve günlük ortalama 2 ton civarında süt üretimini hedefliyoruz. Bunun için yurt dışından Simental/Fleckvieh cinsi gebe düve getirdik. Ürettiğimiz sütleri yerel mandıralara veriyoruz. Çiftliğimizi hayata geçirirken hibe veya herhangi bir teşvik almadık, tamamını kendi imkanlarımızla yaptık. Tarımsal tarafta ise pamuğun dışında üzüm yetiştiriciliği yapıyoruz. 300 dönüm üzüm bağlarımız var. Bu üzümleri kurutmalık (Sultaniye) olarak üretiyoruz. Hayvancılık yapıyoruz ama arazilerimizde yem bitkisi ekmiyoruz. Çünkü verimli ve çok geniş arazilere sahibiz. O yüzden arazilerimize daha verimli ekimler yapıp, yem bitkisini dışarıdan satın almak bize daha avantajlı geliyor. Pamuk son yıllarda para etmeye başladı. Bu nedenle arazilerimizde pamuk ekiyoruz. Pamuk üretimin yanı sıra sahip olduğumuz çırçır fabrikasında da pamuk işliyoruz. Çok fazla geniş bir araziye sahip olmadığımız için tarlalarımızdaki pamuklar fabrikamız için yetersiz geliyor. O yüzden bölgedeki pamukları da işliyoruz. Fabrikamızda işlediğimiz pamuğun yüzde 95’ini kendi bölgemizden alıyoruz. İşlediğimiz pamukları da İzmir Ticaret Borsası’ndaki alıcılara satıyoruz.”

Fatih Karabulut – İşletme Yöneticisi

“Pamuk, bereketli ve kutsal bir ürün”

Bugüne kadar birçok farklı tarımsal ürünün üretimini yaptıklarını fakat pamuk kadar karlı bir ürün görmediklerini dile getiren Karabulut,Pamuk, bereketli ve kutsal bir ürün. Uzun yıllardır pamuk üretiyoruz, zaman zaman zor günler geçirsek de pamukçuluğu asla bırakmadık. Pamukçuluk Türkiye’de zor dönemler geçirdi o dönemlerde de bırakmadık. Pamuk, Türkiye’de stratejik bir ürün. Türkiye sanayisinin belki de yüzde 30-40’ını bu sektör oluşturuyor” dedi. Gelişen teknoloji ile birlikte pamuk sektöründe insan gücünün yerini makinelerin aldığına dikkat çeken Karabulut, pamuk üretimi ve işlemesinde yıllar içerisindeki değişimi şu sözlerle anlattı: “1997 yılında çırçır fabrikası kurduğumuzda pamuk elle toplanıyordu ve fabrikamızda işleniyordu. 1998-1999 yıllarında Türkiye’de pamukta kirlilik ortaya çıktı. Bu konuyla ilgili çok büyük sıkıntılar yaşandı. Bazı firmalar, o dönemde bez çuvallar üretimi yaparak pamukların çuvallara toplanmasını istedi. Tabi bunlar hiçbir sonuç vermedi. 2000’li yıllarda ise pamuk toplamada çalışacak işçi bulma noktasında zorluklar yaşandı. Pamuğu toplatmak ciddi maliyetli bir iş haline dönüştü. Tabi o dönemde el işçiliği ile toplanan pamuk yaş kalıyordu ve bunun sonucunda da ortaya büyük sıkıntılar çıkıyordu. O dönemlerde bölgemizdeki arazilerin neredeyse tamamında pamuk ekiliyordu ve Akhisar ve Manisa civarında tam 57 tane çırçır fabrikası vardı. Ama yaşanan problemlerden dolayı şu anda bu fabrikaların neredeyse yüzde 90’nı kapandı. Fakat biz pes etmedik ve sürekli işimizi iyileştirmek için çare aradık.”

Pamuk Hasat Makinesi yatırımı ve verimlilik

Pamukçuluk sektörünün bölgede devam etmesi için büyük çaba sarf ettiklerini kaydeden Karabulut, arazilerinden daha fazla verim elde etmek için mekanizasyon yatırımında bulunarak 2006 yılında Manisa’nın ilk pamuk toplama makinesini (John Deere marka) satın aldıklarını söyledi ve şunları ekledi: “2003-2004 yıllarında artık pamukçuluk bitme noktasına gelmişti. Pamuk para etmiyordu, toplama ve girdi maliyetleri çok yüksek olduğu için büyük sorunlar yaşıyorduk. İşimizden daha fazla verim almak için makineleşmeye doğru adım atmamız gerektiğine karar verdik ve 2006 yılında John Deere’dan Manisa’nın ilk pamuk toplama makinesini satın aldık. O yıl makineyle birlikte pamuğa muhteşem bir dönüş yaptık.” 2006 yılında satın aldıkları pamuk toplama makinesi ile pamuk toplama işlerinin kolaylaştığını ve verimliliğin arttığını aktaran Karabulut, “İlk pamuk toplama makinesini satın aldığımızda tarımda makineleşmenin verime büyük katkı sunduğunu gördük. El işçiliği ile aylarca toplanan pamuğu, makine ile daha kısa sürede topladık. Pamuk toplama makinesi ile daha kısa sürede daha fazla iş yapmaya başladık ve amortisman giderlerimiz düştü. Makineyle birlikte çırçır fabrikamızdaki günlük işleme hacmimiz 50 tondan 120 tona çıktı. Tabi makine kullanımında bölgeye de önderlik ettiğimiz için bölgedeki pamuk üretiminde de artış yaşandı. Yakın civarlardan günlük 800-900 ton arasında pamuk geliyor ve bu pamuklar çırçır fabrikamızda işleniyor” dedi.

Sağlamlık, güç ve performans

Uzun yıllardan beri çiftçilik yaptıklarını ve bu süre içerisinde de John Deere’ın hem traktörlerini hem de pamuk toplama makinelerini kullandıklarını ifade eden Fatih Karabulut, makine ve traktör yatırımında bulunurken birinci önceliklerinin işletme maliyeti olduğunu belirterek şunları söyledi: “Pamuk toplama makineleri, özel makineler ve kısa sezonda yoğun performans sergiliyor. O yüzden makinenin çalışılabilir durumda olması bizim için çok önemli. Makinenin herhangi bir problemden dolayı çalışmaması, işletmemizde verim kaybının yaşanmasına neden oluyor. Bu nedenle bu yatırımda marka seçimine dikkat etmek gerek. Öte yandan pamuk toplama makinesinin verimli ve yüksek kapasiteli olmasına da dikkat ediyoruz. Çiftçiler için güç ve zaman oldukça önemli bir kriter. Pamuk hasadında kapasitesi yüksek makineler tercih ediyoruz. Normal dörtlü bir pamuk toplama makinesinin günlük toplayacağı alan 100 dönümü geçmez. Ama bugün bakıyorsunuz John Deere marka 6’lı CP690 Balyalı Pamuk Toplama Makinesi, 600 dönüm yer topluyor. Bu durumda da mevcut pamuk ekili arazilerinizi güçlü makinelerle daha kısa sürede hasat edebiliyorsunuz. Yine aynı şekilde traktör tarafında da pamuk ekimi için toprağı hazırlamak istiyorsunuz. Zirai hava şartlarına nedeniyle arazinizi iki günde hazırlamanız gerekiyor. Bu noktada ekipmanın ve traktörün gücü ortaya çıkıyor.”

“John Deere köklü ve çok güçlü bir marka”

Çiftçilik yapmaya başladıkları günden itibaren John Deere markasını yakından takip ettiklerine ve çalıştıklarına dikkat çeken Karabulut, “John Deere’ın traktörlerini uzun zamandır kullanıyoruz. 2006 yılında da markadan pamuk toplama makinesi satın aldık. Kullandığımız traktörler ve pamuk toplama makinelerinden oldukça memnunuz. John Deere köklü ve çok güçlü bir marka. Firmanın Amerika’daki üretim tesisini bizzat görme şansım oldu. Fabrika gerçekten muhteşem. Türkiye’de markanın ürünlerini görüp, kullanıyoruz ama üretim tesislerini gezip görmek bize büyük tecrübe kattı” şeklinde konuştu.

Makine parkı John Deere ile güvende

Karabulut Pamuk ve Çırçır İşletmesi olarak makine parklarında 6 tanesi John Deere marka olmak üzere toplam 10 adet traktör bulunduğunu aynı zamanda John Deere marka 3 adet pamuk toplama makinesinin de yer aldığını belirten Fatih Karabulut, traktör ve pamuk toplama makineleriyle ilgili şunları söyledi: “Parkımızda John Deere markasına ait 1 tane 5105M, 2 tane 5075E, 1 tane 5403 ve 2 tane 5303 serisi olmak üzere 50-105 beygir arasında toplam 6 adet traktör bulunuyor. Pamuk toplama tarafında ise John Deere marka 2 tane 9970 Kendi Yürür Pamuk Toplama Makinesi ve 1 tane CP690 Balyalı Kendi Yürür Pamuk Toplama Makinesi yer alıyor. Yakın zamanda 1 tane daha CP690 Balyalı Kendi Yürür Pamuk Toplama Makinesi yatırımında bulunduk. Makineyi önümüzdeki günlerde teslim alacağız. Bu yatırımla beraber parkımızdaki pamuk toplama makinesinin sayısı 4’e çıktı. Traktör ve pamuk toplama makinesinin dışında parkımızda 7 tane telehandler, 1 tane lastik tekerlekli yükleyici, 25 tane pamuk römorku ve çok sayıda farklı işlerde kullanılan römorklar mevcut.”

Çiftçi ihtiyaçlarına cevap 

Traktör ve pamuk toplama makinesi yatırımlarında kalite, sağlamlık, güç ve sorunsuz olması nedeniyle John Deere markasını tercih ettiğine dikkat çeken Karabulut, “John Deere’ın yatırım maliyetleri ilk etapta yüksek gibi gözükse de uzun vadede gayet cazip ve mantıklı bir yatırıma dönüşüyor. Çünkü markanın traktörleri ve makineleri oldukça kaliteli. Traktörlerimizi işletmemizdeki şoförler kullanıyor. Şoförlerimiz de traktörlerden oldukça memnun. John Deree, güçlü ve sağlam bir marka ve diğer markaların traktörleri gibi çok çabuk arıza çıkarmıyor. John Deere’ın traktörleri ve pamuk toplama makinesini kullandığımız günden itibaren arazilerimizde sorunsuz ve güçlü bir şekilde çalışıyoruz. Kaliteli ve sağlam traktörlere sahibiz. Örneğin; traktöre ön yükleyici takabiliyorsunuz ve traktör istediğiniz her ekipmana uygun. Çiftçin ihtiyaçlarını tam anlamıyla giderecek tüm özellikler John Deere markasında bulunuyor” dedi.

Yatırımlar

Karabulut Pamuk ve Çırçır İşletmesi olarak her yıl düzenli olarak parklarındaki traktörleri yenilediklerini vurgulayan Karabulut, son yıllarda traktör yenileme süreçlerindeki zaman aralığını biraz daha uzattıklarına değinerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Her yıl traktörlerimizi yeniliyorduk ama bu değiştirme işini son birkaç yıldır yapamaz olduk. Fiyatlar arttı ikinci el ile sıfır arasındaki makas açıldı. Tabi verimlilik için parkımızdaki traktörlerin yeniliği çok önemli. Önümüzdeki günlerde yeni yatırımlarımız olacak ama bu süreci biraz daha uzattık. Yeni yatırımlarımız olduğunda da tercih edeceğimiz ilk marka yeniden John Deere olacak. Markanın traktörleri ve pamuk toplama makinelerinin güçlü, sağlam ve dayanıklı olması bize güven veriyor.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

two × 4 =

scroll to top